31 Ağustos 2009 Pazartesi

Dört ayı da tamamladık


Güzel kızım, Ceren'im

O duvarların arkasında geçen dört ayı da tamamladınız.
İnsana en büyük "ders"leri yaşayarak öğreniyor.
Bir çok şeyi bildiğimi düşünürdüm.
Bilmediklerimin çokluğunu her geçen gün bana daha bir kesin fark ettiriyor.
Senin de benzer duygu düşünceler içinde olduğunu düşünüyorum.
Sevgili Şehbal'in dün yolladığı ve ancak bunlarla birlikte okuyacağın mesajındaki sözleri de, daha önce duysam da onun yazdıklarıyla fark ettiğim ve öğrendiğim bir gerçek.
"İyilik de, kötülük de sonsuza kadar sürmez" diyor mesajında. Üstelik de bunu hem kişisel yaşamından, hem de o sırada yeni döndüğü Bosna'da gördüklerine atıf yaparak söylüyor.
Gerçekten de öyle.

Geçen hafta bu yıl üçüncüsü düzenlenen Beyoğlu Sokak Şenliği'ne denk geldim. Hemen sen aklıma geldin. Dışarıda olsaydın eminim mutlaka sen de orada olurdun. Çıktığında en azından resimlerini görürsün diye fotoğraf makinemi çıkarıp biraz fotoğraf çektim. Özellikle sokakta dans edenleri görünce senin de orada olmanı çok istedim.
Yandaki küçük fotoğraf o anı gösteren bir kare...

Sana yıllar önce, sen henüz dünyada bile yokken bir kurgusal şiirimsiyle seslenmiştim. Şimdi senin olduğun durumun tersini yazmıştım. Kuşkusuz yazarken pek çok başka şeyi düşünmüştüm. Ama o demirlerin ardında olanlarla önünde olanların değişebileceği hiç aklıma gelmemişti.
Bu şiiri şimdi senin ağzından değiştirecek kadar "şairliğim" yok.
Yine de seninle paylaşmak istiyorum.
Kimbilir belki de sen karşılık olarak birşeyler yazmak istesin.
Sonrasında da sürdürürsün...

Seni seviyorum.

GÖRÜŞ GÜNÜ

kapıdan girdi bir çocuk
yedi yaşında var, küçücük
kapkara saçları iki yanda örük
kenarda omzunda silahı ile bir asker
dudağının kenarında
sönmüş bir izmarit gibi gülücük
duvarlar ve tel parmaklıkları gizliyor
ikiye bölünmüş özgürlük

"İşte baban..."

bir koşu tutturur tellerde eller
uzanan parmaklar aradan kelebek gibi
soğuk demirde eriyen bir sıcaklık
gülen gözlerinde iki damla yaş annenin
uzamış sakalına değiyor adamın, babalık

"-Anneciğim, neden hâlâ orda babam?"

bunu anlayacak kadar büyüdün
doğar doğmaz ağlanası dünyayı görüp de
sormuştun gözlerinle acıları

"-Nasılsın yavrum?"

bu söz iki kişiyedir
biri ötede üç kişilik vücudun ağzında
gerisini sözcükler anlatmaz
ayrı kalınan günler bakışlara çakılı
üç başın üçü de dimdik ikiye bölünmüş dünyada

"-Görüş saati tamam..."

yönler ayrı duvarlara doğrudur
gidilen yerler aynı olsa da
ve...

-içerde de dışarıda da mahpusluk zordur,
hele yedi yaşında bir çocuk ve yanıtlanamayacak sorularla-

"-Kızım bu bir dünyadır
anan, ben, sen üçümüz bir canda,
ayrı damda, gözlerimiz yarada...
ellerimiz yaşanandadır"

demek ister
son bir bakış
çıkarken yanıtı gelir
bekleyeninden

"-Sana sevdiğin bir kaç şey getirdik"

daha bir tutunasın diye düşlerine.
sonrası
sessizlik

1981

1 yorum:

  1. Sevgili Ceren

    Anne ve babanın senin hakkında yazdıklarını okudukça içim hem kıvanç hem hüzün doluyor. KIvanç duyuyorum çünkü seni ben de tanıdım ve anlatılanlar gibi tanıdım. Hüzün duyuyorum çünkü senden ve enerjinden yoksun kalan tüm varlıklar gibi seni özlüyorum. Nitelikli yardıma gerek duyduğum da sen gelirdin aklıma. Çünkü becerirsin. Çünkü önerilerinle kolaylaştırırsın, çünkü gocunmadan, yüksünmeden, esirgemeden yardım edersin. Güzel kızım sana sarılacağım, öpebileceğim günleri iple çekiyorum. Eminim bunu da insancıl bir felsefe ile göğüsleyip bizlere teselli sözcükleri yoluyorsundur, duyamasak da.... Sonsuz sevgim ve tüm iyi dileklerim seninle olsun.

    YanıtlayınSil